Türk milletinin tarih sahnesindeki yürüyüşü, yalnızca toprak kazanan bir ordunun değil, ilahi bir davanın sancaktarlığını yapan bir milletin öyküsüdür. Bu öykünün tam kalbinde ise sarsılmaz bir inançla tahkim edilmiş olan ordu yer alır. Bizim medeniyetimizde askerlik, sıradan bir meslek veya sadece bir savunma mekanizması değildir; doğrudan doğruya manevi bir mükellefiyet, canın canana adandığı bir adanmışlık makamıdır. Türk insanının askerlik yapılan her kışlayı “Peygamber Ocağı” olarak adlandırması, bu sarsılmaz inancın ve köklü muhafazakâr ruhun en yalın ifadesidir. Bu ocak; vatan sevgisinin imandan sayıldığı, nizamıâlem ülküsünün yüreklere nakşedildiği, her bir neferin alperenlik ruhuyla kuşanıp cepheye koştuğu mübarek bir mekteptir.
Milletimiz, tarihi boyunca İslam’ın sancaktarlığını yaparken askerî dehasını ve teşkilatçılık kabiliyetini doğrudan doğruya ilahikelimetullahı yayma gayesine matuf kılmıştır. Asker ocağını kutsal kılan, onu Peygamber aleyhisselamın ismiyle ve ahlakıyla özdeşleştiren sır, bu toprakların hamurundaki harçtır. Kışlaya adım atan her genç, sadece bir devlet nizamına dâhil olmaz; aynı zamanda asırlardır süregelen bir gazilik ve şehadet zincirinin son halkası hâline gelir. Bu bakış açısı, milliyetçi ve mukaddesatçı hafızamızın en temel dayanak noktasıdır. Biz orduyu ve askeri konuşurken, aslında bir milletin namusunu, mukaddesatını ve ebediyen hür yaşama iradesini konuşuruz.
KUR’AN-I KERİM’İN IŞIĞINDA CİHAT VE VATAN SAVUNMASI
İslam inancında vatanı korumak, mazlumun yanında durmak ve zalime karşı set olmak en büyük ibadetlerden biri olarak kabul edilmiştir. Ayetikerimeler, müminleri her an tetikte olmaya, hainlerin tuzaklarına karşı uyanık bulunmaya ve güç biriktirmeye davet eder. Cenabıhak, Enfal suresi 60. ayette şöyle buyurmaktadır:
“Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz, ama Allah’ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda harcadığınız her şeyin karşılığı, zerrece haksızlığa uğratılmadan size tastamam ödenecektir.” Bu ilahi emir, müdafaa hattının her daim güçlü tutulmasını farz kılar. Türk askeri, asırlardır bu ayetin sırrına mazhar olmak için kışlasını bir hazırlık meydanı, bir talimhane bilmiştir. Hazırlanan her silah, öğrenilen her taktik ve tutulan
Nuh KABAKÇI
Ankara Eğitimci Yazar