İnsan çalışarak pek çok rütbe ve ünvanlar elde eder. Bu rütbelerin başında hiç şüphe yok ki, şehitlik ve gazilik gelir. Çünkü bu rütbeler hayat karşılığında elde edilmekte ve inanç sayesinde kazanılmaktadır. Hem Hak katında ve hem de halk yanında şehadet mertebesine yükselmek, büyük bir mazhariyettir.
Şehit, Allah’ın huzurunda diri olarak hazır bulunup, rızıklandırılacağı ve cennete gireceğine şehadet olunduğu için bu adı almıştır.
Gazi ise, Allah yolunda ve vatan uğrunda savaştığı ve şehit olmayı arzu ettiği hâlde ölmeyip, sağ kalan kimseye verilen addır.
Gazi de şehit olmak ve bu mertebeye yükselmek için savaştığından dolayı o da şehitler derecesindedir.
İslamiyet öncesi Türk inanış ve düşünüş sistemi içinde vatan toprağının kutsal addedilmesi, kişinin vatan uğruna hiç düşünmeden canını feda etmesi neticesini doğurmuştur.
Türkler için vatan uğruna savaş esnasında gerçekleşen ölümün, onur verici ve kutsi bir yönü bulunmaktaydı. Bu sayede “er” ünvanı alan Türkler, elde ettikleri “bengü taş” dikme ayrıcalığı ile adlarını ebediyen yaşatma hakkına da sahip olabilmekteydiler.[1]
Türkler, tarih sahnesi çıktıkları ilk günden itibaren kahramanlık, yiğitlik, cesaret vb. hasletleriyle bilinir olmuşlardır. Bu durum hayatı olduğu kadar ölümü anlamlandırma noktasında da Türk inançlarında yansımasını bulmuştur.
İslamiyet öncesi Türk inanış ve düşünüş sisteminde, toprağın bir ruhu olduğuna inanıldığı, vatanın birlik ve bütünlüğü için savaşıldığı ve savaş esnasında gerçekleşen ölümün onur verici ve kutsal olarak nitelendirildiği görülmektedir.[2]
Vatana verilen değerin ilk örneğini Büyük Hun Devleti Mete’nin şu sözlerinde görmekteyiz:
“Vatan, bizim mülkümüz değildir.
Mezarda yatan atalarımızın ve kıyamete kadar doğacak torunlarımızın bu mübarek toprak üzerinde hakları vardır.
Vatandan–velev ki bir karış kadar olsun-yer vermeğe hiç kimsenin salahiyeti yoktur. Bundan dolayı harp edeceğiz.” [3]
Eski Türk inancı, “tabiat kuvvetlerine inanma, atalar kültü ve Gök Tanrı dini” terkibinden oluşmaktadır.
Gök Tanrı inancı, “Bozkır Türk milletinin asıl dini”dir.
Gök Tanrı, kimi zaman gökyüzüyle alakalı olarak düşünülmüşse de daha yaygın olarak evrenin gökte oturan yaratıcısı olarak algılanmıştır. İslamiyet öncesi Türkler için vatan,
[1] Aslan Doç. Dr. Ferhat, Türksever Uzman Zeynep, DP. 158405, İstanbul Folklorunda Şehitlik Etrafında Oluşan Halk İnançları, Uygulamalar Ve Memoratlar: Edirnekapı Şehitliği Örneği.
[2] age.
[3] age.
Öğr. Gör. Ahmet AKBAYIR
TC. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Mucur MYO. Tarih Bölümü